Bilanço nasıl okunur? İlk bakışta aranacak 7 işaret
Bilanço bir şirketin belirli bir gündeki fotoğrafıdır. Fotoğrafın güzel görünmesi tek başına yetmez; bir önceki kareyle neyin değiştiğini ve bu değişimin hangi faaliyetle oluştuğunu görmek gerekir.
Önce ölçeği ve para birimini sabitleyin
Bilanço okumaya toplam varlıkla başlamak cazip görünür, fakat ham büyüklük tek başına bir şey söylemez. Aynı sektörde iki şirketten biri kiralık varlıklarla, diğeri kendi fabrikasıyla çalışabilir. Önce tablonun TL mi, bin TL mi, milyon TL mi olduğunu; konsolide olup olmadığını ve karşılaştırılan dönemlerin aynı kapsamı taşıyıp taşımadığını kontrol edin. Birim hatası, borçluluk ve kârlılık oranlarını yüz kat yanlış yorumlatabilir.
Ardından şirketin iş modelini düşünün. Perakendecide stok ve ticari borç, bankada kredi ve mevduat, sanayide maddi duran varlıklar merkezi kalemlerdir. Bilanço satırını sektör bağlamından koparmak, kasasında yüksek nakit bulunan ama aynı zamanda kısa vadeli ağır yükümlülük taşıyan bir şirketi gereğinden güvenli gösterebilir.
Dönen varlıklar gerçekten ne kadar likit?
Nakit en likit kalemdir; ticari alacak ve stok ise tahsilata veya satışa bağlıdır. Cari oranı hesaplarken tüm dönen varlıkları eşit kaliteli saymak yerine bileşime bakın. Alacakların satışlardan hızlı büyümesi tahsilat süresinin uzadığına, stokların cirodan hızlı büyümesi satış temposunun yavaşladığına işaret edebilir. Bu iki durum nakit akışında baskı yaratır.
Tek dönem yerine en az dört çeyreği yan yana koyun. Mevsimsel çalışan şirketlerde yıl sonu stoku veya alacağı doğal olarak yükselebilir. En sağlıklı kıyas aynı çeyreğin bir önceki yıl karşılığıdır. Şirketin dipnotlarında vadesi geçmiş alacak, değer düşüklüğü ve stok karşılığı varsa bunlar “dönen” etiketinin otomatik olarak “nakde yakın” anlamına gelmediğini gösterir.
Borcu vadesi ve para birimiyle okuyun
Toplam finansal borç ilk bakışta ürkütücü olabilir; asıl soru borcun ne zaman ve hangi para biriminde ödeneceğidir. Kısa vadeli borcun nakit ve operasyonel nakit üretimine oranı, uzak vadeli borçtan daha acil bir risk anlatır. Döviz geliri olmayan bir şirketin yüksek döviz açık pozisyonu, kur artışında finansman giderini büyütebilir.
Net borç hesabı finansal borçtan nakdi düşürür, fakat kasadaki her para serbest olmayabilir. Bloke mevduat, proje finansmanı hesabı veya iştirake ayrılmış nakit dipnotlarda görülebilir. Bu nedenle yalnız özet karttaki net borca değil, finansal borç vade tablosuna ve kur riskine de bakın.
Özkaynak artışının kaynağını sorgulayın
Özkaynak, şirket sahiplerinin muhasebe değeridir; büyümesi her zaman faaliyet başarısından gelmez. Kâr birikimiyle artan özkaynak ile bedelli sermaye artışı, yeniden değerleme veya kur çevrim farkıyla artan özkaynak aynı kalitede değildir. Geçmiş yıl kârları düzenli yükseliyor, zararlar azalıyor ve sermaye ihtiyacı sık tekrarlanmıyorsa yapı daha dayanıklıdır.
Bilanço sonunda tek cümlelik bir kontrol yapın: Varlık artışını hangi kaynak finanse etti? Cevap sürdürülebilir faaliyet kârı ve işletme nakdi ise başka, kısa vadeli borç ve sermaye artışı ise başkadır. Bu soruyu gelir tablosu ve nakit akışıyla doğrulamadan bilanço okumasını tamamlamayın.
Akılda kalması gerekenler
- Birim, konsolidasyon ve sektör bağlamını kontrol etmeden oran hesaplamayın.
- Stok ve alacak büyümesini ciroyla; kısa vadeli borcu nakit üretimiyle kıyaslayın.
- Özkaynak artışının kârdan mı, yeniden değerlemeden mi, yeni sermayeden mi geldiğini ayırın.
Bu içerik eğitim amaçlıdır; kişisel yatırım tavsiyesi değildir. Verileri şirketin güncel KAP bildirimleri ve resmi belgeleriyle doğrulayın.